• PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK
  • ZİHİNSEL VE GELİŞİMSEL TESTLERIN UYGULAMASI
  • DENVER II GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ
  • WISC-R(1988)- Çocuklar için Zeka Ölçeği
  • AGTE
  • İŞİTME ENGELİ
  • BENDER-GESTALT GÖRSEL MOTOR TESTİ
  • GOODENOUGH-HARRİS İNSAN RESMİ ÇİZME TESTİ
  • PEABODY RESİM KELİME TESTİ
  • AİLEYE YÖNELİK HİZMETLER
  • ÖĞRENCİYE YÖNELİK HİZMETLER
  • FİZYOTERAPİ EĞİTİMİ
  • ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
  • BEDENSEL ENGELLİLER
  • YÖNLENDİRME
  • GRUP EĞİTİMİ
  • YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR
  • OTİZM
  • AİLE EĞİTİMİ VE DANIŞMANLIĞI
  • BİREYSEL EĞİTİM
  • ZİHİNSEL GERİLİK (MENTAL RETARDASYON)
  • DOWN SENDROMU
  • ÖZEL DERS ETÜD ÇALIŞMALARI
  • DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK

Merkezimizde aşağıda ki testler uzman psikologlar tarafından uygulanmaktadır.

 

DENVER II GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ : 

0-6 yaş grubu çocuklarda kuşkulu durumları nesnel bir ölçütle doğrulamada ve gelişimsel açıdan risk altındaki çocukları izlemede kullanılır.

 

WISC-R(1988)- Çocuklar için Zeka Ölçeği :

 6-16 yaş arası çocukların zihinsel gelişiminin değerlendirilmesinde kullanılan ve Türkiye’de standardizasyonu bulunan , araştırma ve zeka ölçümlerinde en sık faydalanılan testtir.


AGTE :

 0-6 yaş bebek ve çocukların gelişimiyle ilgili derinlemesine ve sistemli bilgi sağlayan bir değerlendirme aracıdır. 


BENDER-GESTALT GÖRSEL MOTOR TESTİ : 

5 yaş ile 10 yaş 11ay arasındaki çocuklarda Beyindeki bozuklukları teşhis etmek amacıyla kullanılır. Çocuklarda geriliği, regresyonu, fonksiyon kaybını ve organik beyin hasarlarını saptamaya yönelik gelişimsel bir testtir. Ayrıca kişilik sapmalarını bulmaya yardımcı olan bir testtir. Test 9 geometrik şekilden oluşmaktadır. Testte süre sınırı yoktur.


GOODENOUGH-HARRİS İNSAN RESMİ ÇİZME TESTİ : 

4-14 yaş arasındaki çocuklara uygulanan, Bireylerin zihin gelişimini ölçmeyi amaçlar.Küçük çocukların genel yetenek düzeylerine ilişkin bir bilgi vermektedir. Bir çizim testidir. Zihinsel geriliğin belirlenmesinde önemli bilgi verir. Genel zeka testidir. 


PEABODY RESİM KELİME TESTİ : 

2,5-18 yaş arasındaki bireylere uygulanan, Çocuğun dil gelişimini ölçmek amacıyla uygulanan bir testtir. Her kartta sekiz resmin bulunduğu 50 karttan oluşmaktadır. Gelişim Testidir.


0-6 yaş grubu çocuklarda kuşkulu durumları nesnel bir ölçütle doğrulamada ve gelişimsel açıdan risk altındaki çocukları izlemede kullanılır.
çocukların zihinsel gelişiminin değerlendirilmesinde kullanılan ve Türkiye'de standardizasyonu bulunan , araştırma ve zeka ölçümlerinde en sık faydalanılan testtir.
0-6 yaş bebek ve çocukların gelişimiyle ilgili derinlemesine ve sistemli bilgi sağlayan bir değerlendirme aracıdır.

İşitme ve işitme engeli değişik faktörler göz önüne alınarak sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma, engelin derecesine, oluş zamanına, nedenine, oluş yerine, oluş biçimine ve süreğenliğine göre yapılabilmektedir.

İŞİTME ENGELİNİN DERECESİNE GÖRE SINIFLANDIRMA

10dB-15dB

Normal

İşitmede bir problem yoktur.

16dB-25dB

Minimal

Bazı sesleri (çağlayan sesi, yaprak hışırtısı gibi) duymada ve ayırdetmede güçlüğü vardır.

26dB-30dB

Hafif

Konuşma seslerinin bazılarını duyabilme güçlüğü vardır. Fısıltı ile konuşulanları duyamaz.

31dB-50dB

Orta

Karşılıklı konuşmaları anlamada güçlük çeker.

51dB-70dB

Orta-ileri

İşitme cihazı olmadan konuşmaları anlayamaz ve takip edemez.

71dB-90dB

İleri

Konuşma seslerini duyamaz. Sadece çevredeki şiddetli sesleri duyabilir.

91dB ve üzeri

Çok  ileri

Konuşma seslerini duyamaz. Çok yüksek şiddetteki sesleri duyabilir.

Çok ileri derecede işitme kaybı olan ve işitme cihazı kullanması zorunlu olan bireyler “sağır”, hafif ve orta derecede kaybı olan bireyler ise “ağır işiten” bireyler olarak tanımlanmaktadırlar.

İŞİTME ENGELİNİ OLUŞ YERİNE GÖRE SINIFLANDIRMA

İşitme engelli çocuklarda genel olarak işitme engelinin oluş zamanına göre iki tür işitme kaybı görülür. İşitme kaybı çocuk dili kazanamadan ortaya çıkmışsa dil öncesi işitme kaybı, dili kazandıktan sonra ortaya çıkmışsa dil sonrası işitme kaybından söz edilir.

 

İŞİTME ENGELİNİ OLUŞ YERİNE GÖRE SINIFLANDIRMA

Çocuklarda genel olarak oluş yerine göre beş tür işitme kaybı görülür.

İletim Tipi İşitme Kaybı: Dış kulak veya orta kulağı etkileyen bir durum sonucu, sesin iç kulağa iletilememesi sebebiyle meydana gelen işitme kaybıdır. Sesin algılamasında değil, sesin iletiminde bir sorun vardır. Orta kulak boşluğunda sıvı birikmesi sonucu oluşan orta kulak iltihabı, kulak kiri birikmesi, kulağa sokulan yabancı cisimler, işitme kanalının şişmesi, yapısal anomali gibi durumlar iletimsel işitme kaybının sebepleri olarak sayılabilirler. Kulağı radyo sistemi olarak düşündüğümüzde, iletimsel kayıplarda, mikrofon (dış kulak) ya da iletici (orta kulak) kısımlarının mükemmel olarak çalışmaması söz konusudur. Genellikle bu tür işitme kayıplarında, tıbbi müdahale ve uygun cihazlandırma ile olumlu sonuçlar alınabilir.

Duyusal-Sinirsel Tip İşitme Kaybı: İç kulak ve iç kulaktan beyne giden sinirlerin zedelenmesi sonucu meydana gelen işitme kaybıdır. Bu tip kayıplar iletim tipi işitme kayıplarına göre genellikle daha ağır ve kalıcıdır. Enfeksiyonlar, genetik etkenler ya da ilaç kullanımı duyusal-sinirsel işitme kaybının sebeplerindendir. Bu tür kayıplarda radyo sistemi benzetmesini düşündüğümüzde alıcının iyi çalışmaması söz konusudur. Mikrofon sesi alır ve iletici sesi ileterek görevini yerine getirir, ancak iç kulak sesi alamaz ve görevini tam olarak yerine getiremez.

Karma Tip İşitme Kaybı: Bu tip işitme kayıpları hem iletimsel hem de  duyusal-sinirsel işitme kaybı türlerinin bir arada görülmesidir.

Merkezi Tip İşitme Kaybı: Merkezi sinir sisteminde meydana gelen bir zedelenme sonucu ortaya çıkan bir işitme kaybıdır. Dış ve orta kulak görevini yapar, iç kulak ve işitme sinirleri normal çalışır, fakat merkezde bir bozukluk vardır. Bu hasar bireyin sesleri algılamasını ve sese anlamlı bir şekilde tepki göstermesini engeller.

Psikolojik İşitme Kaybı: İşitme organlarının yapısı ve işleyişinde bir bozukluk olmadığı halde işitme gerçekleşmez. Bu gibi durumlar psikolojik işitme kaybı diye adlandırılır. Bunun histerik sağırlık, psiko-somatik sağırlık diye adlandırıldığı da olur. Çocuklarda psikotik durumlarla, yetişkinlerde psiko-nevrozla birlikte görülebilir. Psikolojik işitme kaybı çoğunlukla aniden oluşur.

Yukarıda adı geçen tüm işitme kaybı çeşitleri ilaç tedavisi veya cerrahi müdahale ile tedavi edilemez ise, geriye kalan tek çözüm işitme cihazıdır. Her tür ve her derecede işitme kaybı için uygun olan bir işitme cihazı mutlaka vardır.

 

5 yaş ile 10 yaş 11ay arasındaki çocuklarda Beyindeki bozuklukları teşhis etmek amacıyla kullanılır. Çocuklarda geriliği, regresyonu, fonksiyon kaybını ve organik beyin hasarlarını saptamaya yönelik gelişimsel bir testtir. Ayrıca kişilik sapmalarını bulmaya yardımcı olan bir testtir. Test 9 geometrik şekilden oluşmaktadır. Testte süre sınırı yoktur.
4-14 yaş arasındaki çocuklara uygulanan, Bireylerin zihin gelişimini ölçmeyi amaçlar.Küçük çocukların genel yetenek düzeylerine ilişkin bir bilgi vermektedir. Bir çizim testidir. Zihinsel geriliğin belirlenmesinde önemli bilgi verir. Genel zeka testidir.
2,5-18 yaş arasındaki bireylere uygulanan, Çocuğun dil gelişimini ölçmek amacıyla uygulanan bir testtir. Her kartta sekiz resmin bulunduğu 50 karttan oluşmaktadır. Gelişim Testidir.

a- Aile eğitimi : Rutin olarak verilen Aile eğitimleri ile kurumda uygulanan programın evde genelleştirilmesi ve uygun yaklaşım yöntemleri konusunda aileler bilgilendirilir. Bireysel aile görüşmelerinin yanı sıra zihinsel seviye ve yaş olarak birbirine benzer çocukların ailelerinden oluşan grup seanslarında ailelerin birbirleri ile deneyimlerini paylaşmaları ve iletişim içine girmeleri sağlanır.

 

b- Psikolog tarafından aile danışmanlığı : Okulda ve evde Davranış problemi olan çocukların aileleri ile görüşülerek uygulamalı davranış analizi konusunda ailelere bilgi ve eğitim verilerek olumsuz davranışların ortadan kalkması sağlanır

 

c- Bilgi verici toplantılar: Tanılarla ilgili olarak ailelere bilgi verilir.

 

d- Okul görüşmeleri : Düzenli olarak okula devam eden çocuklarımızın sınıf öğretmenleri ve rehber öğretmenleri ile görüşülerek geribildirim alınır, gerekli hallerde okula akademik gelişimi ve davranış yaklaşımları konusunda danışmanlık yapılır.

 

e-Üniversite - Belediye - Umut Işığı işbirliği ortaklaşa Seminerleri: Alandaki son bilimsel gelişmeler ve ailelerin yasal hakları ile ilgili aile bilgilendirme seminerleri düzenlenir.

a- Bireysel Eğitim : Kurumumuza başvuran raporlu çocukların öncelikle meslek uzmanlarımızdan biri tarafından ilk gözlemi yapılır, ilk görüşmede aileden alınan bilgiler, gözlem sonuçları ve sağlık ve RAM raporu tanıları sonucunda ilgili Eğitim Koordinatörü tarafından çocuğun seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun yıllık Bireysel Eğitim Planı hazırlanır. Eğitim Koordinatörü tarafından hazırlanan programı ilgili meslek uzmanı uygular. Uygulanan eğitim programı kamera sistemi ile veliye izlettirilir, 3 ayda bir düzenli olarak verilen zihinsel gelişim raporu ile öğrencinin gelişimi hakkında aile bilgilendirilir.

 

b- Grup Eğitimi : Bireysel eğitimi devam eden öğrenci yaş ve zihinsel seviyesine uygun olarak belirlenen gruba dahil edilir. Uygulanan eğitim programı kamera sistemi ile veliye izlettirilir,

 

c- Fizyoterapi Eğitimi : Fizyoterapi Bölümü mezunu uzman Fizyoterapistimiz bedensel engelli bireylere destek eğitim vermektedir.

 

d- Sosyal Beceri Eğitimi : Sosyal Yaşam Becerileri Eğitimi ile bireyin toplumla uyumunu kolaylaştıracak, kişiler arası iletişim becerilerini geliştirecek, üretken, başarılı ve mutlu bireyler olmalarını sağlayacak karakter özelliklerini kazandırmak amaçlanır. Eğitim kapsamında beceri kazanılması amaçlanan sosyal beceri alanları: kişisel gelişim – yaratıcılık – hoşgörü – sorun çözme/öfke kontrol becerisi – sorumluluk – dürüstlük – adalet – güvenirlilik – saygı – vatandaşlık bilinci ve toplumsal değerler – iletişim – cesaret – işbirliği'dir.

 

e - Davranış Değitirme : Davranış sorunu, çocuğun kendisi ya da başkaları için sorun yaratan şeyler yapmasıdır. Çocuğun yaptığı davranışlar yeni beceriler öğrenmesini engelleyici, ortama uyum sağlamasını zorlaştırıcı, kendisine, başkasına ya da çevresine zarar verici olduğu için sorun olarak görülmektedir. Davranış problemi görülen görülen çocuklarda uzman psikolog tarafından uygulamalı davranış analizi uygulanarak sorunlu davranışın düzeltilmesi sağlanır.

 

f - Özel Ders ve Etüd Çalışmaları : Okul başarısızlığı yaşayan, sayısal ya da sözel derslerde destek almak isteyen öğrencilere branş öğretmenlerinden özel ders hizmeti verilmektedir. Bu tanılardan herhangi biri ile kurumumuza başvuran raporlu çocukların öncelikle meslek uzmanlarımızdan biri tarafından ilk gözlemi yapılır, ilk görüşmede aileden alınan bilgiler, gözlem sonuçları ve sağlık ve RAM raporu tanıları sonucunda ilgili Eğitim Koordinatörü tarafından çocuğun seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun yıllık Bireysel Eğitim Planı hazırlanır. Eğitim Koordinatörü tarafından hazırlanan programı ilgili meslek uzmanı uygular. Merkezimizde işe yeni başlayan eğitimci personel en az 1 aylık gözlem süreci ve yoğun hizmet içi eğitim sürecinden sonra Eğitim Koordinatörü denetiminde bireysel ve grup eğitimine başlayabilmektedir. Merkezimizde görev alan eğitimci personelin ÖZEL EĞİTİM-PSİKOLOJİ-ÇOCUK GELİŞİMİ-OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ-PSİKOLOJİK REHBERLİK VE DANIŞMANLIK-İŞİTME ENGELLİ ÖĞRETMENLİĞİ-FİZYOTERAPİ-DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ alanların birinde en az 4 yıllık Lisans veya Yüksek Lisans eğitimine sahip olması gerekmektedir. Merkezimizde özel eğitim alan çocukların ailelerine Psikolog tarafından aile eğitimi ve danışmanlık hizmeti verilmektedir. Aynı zamanda düzenli olarak okula devam eden çocukların okul görüşmeleri yapılarak okuldaki durumları hakkında geribildirim alınmaktadır. Özel eğitimin, okul, aile ve psikiyatr hekimden bağımsız yapılamayacağı temel düşüncesiyle hareket eden kurumumuzda bu 4 kurum arasında sürekli bir iletişim ve işbirliği vardır. Kurumumuzdan özel eğitim alan bireylerin aileleri, doktorları, okullarındaki öğretmenleri ile sürekli görüşülerek geri bildirim alınır. Aile eğitimleri ile kurumda uygulanan programın evde genelleştirilmesi ve uygun yaklaşım yöntemleri konusunda aileler bilgilendirilir. Merkezimizdeki kamera sistemi ile aileler çocuklarının eğitimini izleyebilmektedir. Kurumumuz, Emekli Sandığı, Sigorta(SSK), Yeşil Kart, Bağ-kur ya da hiçbir sosyal güvencesi olmayan çocuklara (hastane raporu- RAM raporu olduğu takdirde) ücretsiz eğitim hizmeti vermektedir. Yeşil kart sahibi ve/veya Fakirlik kağıdına sahip olan öğrencilere ücretsiz servis hizmeti verilmektedir. Merkezimizde Eğitim Koordinatörlüğü sistemi uygulanmaktadır. Eğitim alan her çocuktan, eğitim programını uygulayan eğitmenin yanı sıra yaş, tanı ve özelliklerine göre belirlenen ilgili Eğitim Koordinatörü'de sorumludur. Programdaki gelişmeler ve genel durum düzenli aralıklarla Koordinatör tarafından denetlenir ve geri bildirim alınır.

Doğuştan veya sonradan meydana gelen motor ve duyu fonksiyon kayıplı bireyin, fiziksel yetersizliklerinin iyileştirilmesi amacıyla hareket, kuvvet, denge ve koordinasyonunu artırarak kas iskelet sisteminin fonksiyonlarını geliştirmek, hareket yetersizliklerini azaltmak, fiziksel uyum sağlamak ve fonksiyonel kapasiteyi geliştirmek amacıyla kişilere göre değişen özel egzersiz programı  şeklinde uzman fizyaterapisler tarafından uygulanmaktadır.

Çocukların özelliklerine göre seçilen test ve değerlendirme yöntemleriyle fiziksel performansları belirlenir. Zihinsel ve sosyal gelişimleri göz önüne alınarak bireysel fizyoterapi programı geliştirip uygulanır.Hareket edebilmek özgürlüğün başlangıç noktasıdır. Bu düşünceyle Cerebral Palsy’li ve fiziksel problemi olan çocukları yaşamlarında olabildiğince özgür kılmak amaçlanmıştır. Bunu yaparken kalıplaşmış egzersiz yaklaşımı ile değil, çocuğun ilgi alanı değerlendirilerek oyunla ve rahatsızlık uyandırmadan çalışma yapılır

 

KİMLER BU  EĞİTİMİ ALABİLİR?

Cerebral Palsy (CP)

Spina Bifida

Down Sendromu

Merkezi Sinir Sistemini Etkileyen Dejeneratif, Metabolik ve Genetik Kökenli Hastalıklar

Mental Motor Retardasyon (MMR- Mental Motor Gerilik)

Brakial Pleksus Yaralanması

Doğuştan Kas Hastalıkları (DMD, SMA v.b.)

Travmatik Nedenli Merkezi Sinir Sistemi Yaralanmaları

Duyusal Algı Bozukluğu Olanlar

Özel öğrenme güçlüğü olan bireyler dili yazılı ya da sözlü anlama ve kullanabilme için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçında sorun yaşarlar. Özel öğrenme güçlüğünün bireyin dinleme, konuşma, okuma, yazma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma, matematik, akıl yürütme, motor ve organizasyon becerilerini olumsuz etkileyen yapısal bir sorun olması nedeniyle, bu güçlüğü olan bireyler örgün eğitim programlarında zekâ düzeyine ve yaşıtlarına oranla düşük başarı göstermektedirler. Bu durum bireyin eğitimini, mesleğini, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini ve benlik saygısını olumsuz yönde etkiler. Özel öğrenme güçlüğü nedeni ile yaşanan sorunlarla baş edilebilmesi için özel eğitim ilke, yöntem ve tekniklerinin uygulanması gerekmektedir.

Bütün düzeltmelere rağmen iskelet, sinir sistemi, kas ve eklemlerindeki özürlerinden dolayı normal eğitim-öğretim çalışmalarından yeterince yararlanamayan çocuklardır.

 

Aileye Öneriler

1.      Çocuklarda bedensel özüre yol açan hastalıklardan biri multiple sklerosistir. Ataklar halinde seyreden bu hastalıkta çocuk hareket ile desteklenmezse gelişimi sürekli gerileme gösterebilir.

2.      Doğuştan kalça çıkıklığı, doğuştan kol veya bacaklarda bir eksiklik, herhangi bir kaza sonucu kol veya bacağının bir kısmının veya tamamının kaybedilmesi, romatizmal hastalıklar v.b. bedensel yetersizlikler, kas iskelet sisteminin doğuştan veya sonradan etkilenmesi-hastalanması sonucunda da açığa çıkarabilir. Doğru tanının zamanında konması, gerekenlerin geç kalınmadan yapılması çocuğun durumunun izin verdiği en üst düzeye ulaşması için ön şarttır. 0m. Kalça çıkıklı olan bir çocuğun problemi ılk aylarında basit cihazlarla tamamen düzeltilebilecekken geç kalındığında ömür boyu sürecek yürüme bozukluklarına neden olmaktadır.

3.      Çocuk felci tanısı konan çocukların hayati tehlikeyi atlatması için gereken çalışmalar yapıldıktan sonra, daha önce hiçbir sorunu olmayan çocuğun bacağında, kolunda zayıflama, kuvvetsizlik olabilir. Çocuk büyürken zayıf olan kol ve bacakları kullanılmamaya bağlı olarak incelebilir. Zamanla bu bölgeler diğer kol ve bacağa göre kısa kalabilir. Bunları önlemek amacıyla ve- bu bölgelerin kuvvetini yeniden kazanması için fizyoterapistler tarafından verilecek egzersiz programını düzenli bir şekilde yapmanız gerektiğini unutmayın.

4.      Çocuğunuzun bedensel yetersizliği onun tüm gelişimini olumsuz etkiler. Çocuk eğer emekleyemiyor, yürüyemiyor veya oturamıyorsa çevresiyle ilgisi buna bağlı olarak sinirli olacaktır. Çocuğun bedensel yetersizliğine rağmen çevresiyle ayni şekilde ilişki kurmasını sağlamak sizin görevinizdir. Bu nedenle olduğunca çevreyi çocuğun ayağına getirmek, bir değişle emeklemese de, oyuncağı tutamasa da ona oyuncağı göstermek, sesini dinletmek, gözüyle takip etmesini sağlamak çocuğunuzun gelişimine destek olacak etkinliklerdir.

5.      Bebeğinizin yetersizliklerini ve özelliklerini çok iyi tanımanızı öneririz. Böylece yapamayacağı hareketler için onu zorlamamış olursunuz. Zorlanacağı durumlar mutlaka olacaktır.

6.      Bedensel engelli çocuğunuzu yardımla yapabildiği becerilerinde destekleyip yardımcı olunki bir süre sonra yardımsız olarak yapmayı başarabilsin. Yapabildiklerini de görmezliğe gelmeyin, küçümsemeyin. Bazı şeyleri yapabildiğini görmek ona güven ve cesaret verecektir.

7.      Bedensel özürlü çocuğunuz için doktorunuz ve fizyoterapistmiz çocuğunuzun hareketleri açısından ve kasıntılarını azaltmak için cihaz uygun görmüş olabilir. Bunları nasıl kullanmanız gerektiğini iyi öğrenmeniz gerekmektedir. Çocuğunuz bu cihazları kullanmayı başlangıçta reddedebilir, ağlayabilir. Kısa süreli olarak kullanmaya başlamanız onun alışması açısından daha iyi olacaktır. Tepki gösterdiyse onu fazla ağlatmadan oyun havası içinde oyuncakları ile oyalayarak belki şarkı söyleyerek onu razı etmeye çalışmanızı öneririz.

8.      Bazı bedensel yetersizlikler ve beraberinde uyaran eksikliği olması, yetersiz çevre çocukla ilişki kurmak için tedavinin bitmesinin beklenmesi çocukta zihinsel yetersizliğin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu konuda daha önce değindiğimiz gibi çocuğunuza erken yaşlarda uyarıcı yönünden zengin çevre sağlanması gereklidir. Cerebral Palsy, Multiple Skleroz, Spina Bifida gibi durumlarda çevresel yoksunluktan bağımsız olarak zihinsel yetersizlik ikinci bir problem olarak ortaya çıkabilir. Bu durumda erken eğitim programları uygulanan kurumlara, merkezlere başvurmanız, özel eğitim çalışmalarına katılmanız siz ve çocuğunuz için çok yararlı olacaktır

9.      Çocuğunuzun bedensel özrünün yanında zihinsel özürü yoksa normal okullarda eğitim görmelerinin mümkün olduğunca desteklenmesi gerektiğini de aklımızdan çıkarmayalım Bedensel özürlü çocuklar motor-hareket becerilerindeki yetersizlik dışında yaşıtlarıyla ortak özellikleri olduğu için gerekli düzenlemelerle normal okullarda n en çok yararlanacak çocuklardır.

10. Çocuğunuzu göndereceğiniz okulu seçerken bazı notalara dikkat etmeniz gerekmektedir. Okulun bulunduğu yerin ulaşılması zor bir yerde ( örn. yokuşta ) olmamasına, yolların düzgün olmasına dikkat etmeniz gerekir. Bulunduğunuz çevrede çocuğunuz için uygun şartlara sahip bir okul bulamadıysanız, okul ulaşımını sağlayamadığınız yerde ise bedensel özürlülerle ilgili yatılı bir okul için girişimde bulunmanız gerekir.

11. Çocuğunuz bedensel özrü yanında zihinsel özrü de varsa hedefimiz onun çevresine  kendi sınırları içinde en az bağımlı yaşamasını sağlamak olmalıdır. Bu nedenle giyinme, soyunma. yemek yeme, tuvaletini yapma yardımla da olsa basit ev işlerini yapma gibi günlük yaşam becerilerini kazanmasına yardımcı olmak gerekir. Çocuğunuz belki ev dışında bir işte çalışamayacak ancak bu becerileri öğrenmesi onun çevresine en az bağımlı yaşamasını sağlayacaktır.

12. Yetişkin olmasının en önemli özelliği, bir işe sahip olmaktır Çocuğunuzda diğer yetişkinler gibi kendine uygun bir işte çalışmaktan zevk alacaktır. Çocuğunuzun aldığı eğitime bağlı olarak kazanmış olduğu çeşitli beceriler vardır. Bu beceriler, göz önünde bulundurularak ev içinde veya ev dışında yapabileceği bir iş çocuğunuz için çok önemlidir Çocuğunuzun özrü fazla ise ( hem kolları hem de bacakları özürden etkilenmişse) ona daha fazla yardım etmeniz gerekecektir. Eğer özrü hafif derecede ise, yardım ile bir çok ışın gerektirdiği işlevleri yerin getirebilir.

Çocuğunuzun ücretsiz bir şekilde eğitim alabilmesi için aşağıdaki Yolları izlemeniz gerekir.

 

1.     Tıbbi Tanılama :

Çcuğunuzun tıbbi tanılamasının gerçekleşmesi için hastane randevusu  alınması gerekmektedir. Bu randevunun alınmasında ve diğer adımlarda kurumumuzca yönlendirilme yapılmaktadır.

 

2.     Eğitsel Tanılama:

 Tıbbi tanılama alındıktan sonra bulunduğunuz ilçedeki Rehberlik ve Araştırma Merkezinden randevu alınması gerekmektedir. Bu 2 tanılama işlemi yapıldığında alınacak olan raporla çocuğunuz kurumumuzdan ücretsiz eğitim alabilmektedir.

Bireysel eğitimi devam eden öğrenci yaş ve zihinsel seviyesine uygun olarak belirlenen gruba dahil edilir. Uygulanan eğitim programı kamera sistemi ile veliye izlettirilir.

Grup içinde  Sosyal Yaşam Becerileri Eğitimi ile bireyin toplumla uyumunu kolaylaştıracak, kişiler arası iletişim becerilerini geliştirecek, üretken, başarılı ve mutlu bireyler olmalarını sağlayacak karakter özelliklerini kazandırmak amaçlanır. Eğitim kapsamında beceri kazanılması amaçlanan sosyal beceri alanları: kişisel gelişim – yaratıcılık – hoşgörü – sorun çözme/öfke kontrol becerisi – sorumluluk – dürüstlük – adalet – güvenirlilik – saygı – vatandaşlık bilinci ve toplumsal değerler – iletişim – cesaret – işbirliği’dir.

Yaygın gelişimsel bozukluk, birden fazla bozukluğu içeren genel bir tanı grubu oluperken çocukluk döneminde başlayan sosyal etkileşim, dil gelişimi ve davranış alanlarında yetersizliklere sahip olma durumudur. Davranış sorunları, yineleyici, sınırlı ilgi ve davranışları kapsamaktadır. Bu durumlar gelişimin birçok alanını etkileyerek kalıcı ve süreğen işlev bozukluklarına yol açarlar.

1980 öncesinde Amerikan Psikiyatri Birliğinin sınıflandırmasında yaygın gelişimsel bozukluklar çocukluk şizofrenisinin bir alt tipi olarak sınıflandırılmaktaydı. Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994 yılında yaygın gelişimsel bozuklukları beş bozukluktan oluşan bir grup olarak sınıflandırmıştır.

 

Bunlar;

1.      Otizm

2.      Rett Sendromu

3.      Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu

4.      Asperger Bozukluğu

5.      Başka Türlü Adlandırılmayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk (Atipik Otizm)’ tur .


Otizm, çeşitli nedenlere bağlı olarak çocukluğun ilk üç yılı içinde iletişim ve sosyal beceri yetersizliği ile sınırlı ilgi, takıntılı ve tekrarlayıcı davranışlarla ortaya çıkan, ileri derecede ve karmaşık bir gelişimsel bozukluktur. Otizm, bir yelpaze gibi ağırdan hafife giden çok farklı şiddetlerde olabilir. Otistik çocukların tanımlanmasında kullanılan özelliklerin hepsi eşzamanlı ve eşit olarak otistik çocuklarda bulunmaz; kimi çocuğun sosyal ilişkileri daha çok bozukluk gösterirken, kimisinde de iletişim yetersizliği daha yoğundur. Ayrıca belirtiler zamanla değişime uğrayabilir. Yaş ilerledikçe birçok davranış değişir veya söner. Örneğin, sosyal ortamlardan kaçan çocuk, zamanla insanlara yakınlık gösterebilir ve insanların arasına katılabilir.

Otistik çocukların en belirgin özellikleri dili öğrenememe, içe kapanma, değişikliğe aşırı tepki, aynılığı devam ettirmede ısrar, tekdüzelikten hoşlanma, soyut kavramları öğrenmede zorlanma, zaman kavramını öğrenememe, konuşmaları algılayamama ve insanlarla ilişkilerinin sınırlı olmasıdır. Kızlara oranla erkeklerde üç kat fazla görülen otizmin, kesin bir nedeni bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalarda, çok sayıda farklı neden öne sürülmüştür.  Konuyla ilgili araştırmalar, özellikle genetik alanında araştırmalar devam etmektedir.

Otistik çocuk, çevresinde insan yokmuş gibi davranır; çağrıldığında dönüp bakmaz, sorulara cevap vermez. Duyduğu halde duymamış gibi davranır. Anne babasının ilgisini bile reddeder, sevilmekten, kucağa alınmaktan ve okşanmaktan hoşlanmaz. Kalabalık içinde kimse yokmuş gibi hareket eder ve oradakilere bakma ihtiyacı hissetmez; görmezden gelir. İnsanlara nesne gözüyle bakar. Tanımadığı kimselere karşı ilgisiz, sıcak veya korkmuş gibi davranabilir. Genellikle kendini kendisiyle sınırlar. Bir kısmı yaşam boyunca hiç konuşamazken, bir kısmı da konuşmayı geç öğrenir ama paylaşım ve iletişim amaçlı kullanamaz. Konuşabildiği halde dilsiz gibi davranır. Saatlerce ilgisini çeken bir konuda konuşabilir; ekolali (yankı) konuşma vardır, söylenenleri papağan gibi tekrarlar. Zorunlu olmadıkça başkasıyla konuşmaz, kullandığı kelimeler sınırlı sayıdadır. Konuşması mekaniktir; tonlama ve duygu görülmez. Konuşmanın kurallarını kendi koyar. Göz teması ya yoktur ya da çok azdır, bakışları donuktur. Konuşmalara ve mimiklere pek tepki vermez. Ebeveyne bağlılık fazla yoktur. Aşırı neşe, kızgınlık ve sıkıntı dışında, boş ve duygusuz bir yüz ifadesi vardır, huzursuz görünür. Bir kısmının duyu organları dış çevreye karşı aşırı hassastır. Örneğin, ses, ışık, koku ve tensel uyaranlara karşı aşırı hassastır. Kendine ait bir dünyada yaşıyormuş gibi görünür. Motor becerileri zayıftır ve kaslara dayanan işlerde beceriksizdir. Sınırlı beceri repertuarına karşın, ritüel repertuarı sınırsızdır.

Yemek yemeyle ilgili ciddi problemler yaşayan çocuk sayısı oldukça fazladır. Kimi çocuk, yiyecekleri çiğnemeden yutar, kimisi devamlı aynı yiyeceği yemek ister, kimisi de yenilmemesi gereken şeyleri yer; örneğin, sümük ve dışkısını, toprak ve cam gibi şeyleri yer. Tat alma duyusu aşırı derecede hassas olduğu için, alıştıkları yiyeceklerin çeşidi uzun süre değişmeden aynı kalır, içecek ve yiyeceklerindeki en küçük değişikliği dahi hemen fark ederek olumsuz tepki verirler. Buldukları her şeyi yiyen ve doyma hissi olmayan çocuklar da vardır. Otistik çocukların bir bölümü sık sık uyanırlar. Özellikle uyandıktan sonra ağlama nöbetleri başlar ve bir türlü sakinleştirilemezler. Bazı çocuklar da gecenin geç saatlerine kadar uyanık kalır ve uyumamak için direnirler. Anne babanın yatağı ışında başka yerde uyumayan çocuklar, kendi odalarına ötürüldüklerinde çığlıklarla tepki verir. Gün ortasında yer ayırımı yapmaksızın, toprağın, betonun veya masanın üzerinde uyumaya çalışan çocuklara da rastlanır.

Oyunlara olan ilgileri de normal çocuklardan farklıdır. Grup oyunlarına katılmaz, yaşıtlarıyla oynamak istemez ama tek başına saatlerce oynayabilir. Oyuncaklara fazla ilgi duymaz, amaçsızca ve aynı oyuncakla uzun süre sıkılmadan oynar. Oyuncağı elinden alındığında tepki gösterir ve oyuncaklarını başkasına vermez. Yaratıcı oyunları oynama yeteneği yoktur; oyunlarında hiçbir kurala rastlanmaz. İlerleyen yaşına rağmen oyunlarında bir gelişme görülmez. Çoğu kez evdeki eşyalara ilgi duyarak onlarla oynar, defalarca kapıyı açıp kapar, eşyaları birbirine vurarak ses çıkarır. Yerinde sallanma, ileri geri gidip gelme gibi anlamsız görünen stereo tipi hareketleri ve basmakalıp davranışları defalarca tekrarlar. Çamaşır makinesinin dönen kazanını ve dönen nesneleri saatlerce seyreder. Kimi otistik çocuk sürekli olduğu yerde otururken, kimisi de aşırı hareket halindedir.

Yaklaşık yüzde onunda üstün yeteneklere rastlanır; fakat bu yetenekleri bir alanla sınırlı kalır. Örneğin, kimi çok güçlü bir hafızaya sahiptir ve duyduğu her şeyi kaydeder, kimi çok karmaşık matematik problemlerini çözer, kimi bir defa gördüğü bir manzarayı en ince ayrıntısına kadar resimleyebilir.

Yaptığı şeyler genelde aynıdır. Odasındaki eşyaların yerlerini ayrıntılı olarak bilir ve adeta hafızasında odanın bir fotoğrafını bulundurur; yerinde olmayan bir eşyayı hemen fark eder. Değişimden nefret edecek kadar aşırı bir titizliği vardır. En küçük bir değişikliği bile fark ederek hemen olumsuz tepkide bulunur. Yaşadığı ortamda yapılan bazı değişiklikler, öfke nöbeti geçirmesine ve saldırgan davranışlar göstermesine yol açabilir.

Otistik çocukların dış görünüşlerinde herhangi bir anormallik görülmez, hatta çok sevimli ve güzel görünüşleri vardır. Bu çocukların ruhsal hastalıklara yakalanma olasılıkları, diğer çocuklara oranla yüksektir. Başta depresyon olmak üzere panik atak, mani, obsesif kompülsif bozukluğu gibi hastalıklara yakalanırlar. Yaklaşık yüzde kırkında başta epilepsi olmak üzere çeşitli nörolojik sorunlar görülür.

Otistik çocuklar, çevresinde yaşayan insanlara birçok yönden rahatsızlık verir. Rahatsız edici davranışlar; saldırganlık, kendine zarar verme, inatçılık, öfke nöbetleri, uyku ve yemekle ilgili sorunları, tuvalet, cinsellik ve temizlik sorunları ve tekrarlayıcı hareketler olarak sıralanabilir.

 

KAYNAK : Çetin ÖZBEY, Otizm ve Otistik Çocukların Eğitimi, İnkılap Kitapevi, İstanbul, 2005

a-     Aile eğitimi :

 Rutin olarak verilen Aile eğitimleri ile kurumda uygulanan programın evde genelleştirilmesi ve uygun yaklaşım yöntemleri konusunda aileler bilgilendirilir. Bireysel aile görüşmelerinin yanı sıra zihinsel seviye ve yaş olarak birbirine benzer çocukların ailelerinden oluşan grup seanslarında ailelerin birbirleri ile deneyimlerini paylaşmaları ve iletişim içine girmeleri sağlanır.

b-    Psikolog tarafından aile danışmanlığı : 

Okulda ve evde Davranış problemi olan çocukların aileleri ile görüşülerek uygulamalı davranış analizi konusunda ailelere bilgi ve eğitim verilerek olumsuz davranışların ortadan kalkması sağlanır.

c-     Bilgi verici toplantılar:

 Tanılarla ilgili olarak ailelere bilgi verilir.

d-    Okul görüşmeleri :

 Düzenli olarak okula devam eden çocuklarımızın sınıf öğretmenleri ve rehber öğretmenleri ile görüşülerek geribildirim alınır, gerekli hallerde okula akademik gelişimi ve davranış yaklaşımları konusunda danışmanlık yapılır.

e-     Üniversite - Belediye - Umut Işığı işbirliği ortaklaşa Seminerleri: 

Alandaki son bilimsel gelişmeler ve ailelerin yasal hakları ile ilgili aile bilgilendirme seminerleri düzenlenir.

Kurumumuza başvuran raporlu çocukların öncelikle meslek uzmanlarımızdan biri tarafından ilk gözlemi yapılır, ilk görüşmede aileden alınan bilgiler, gözlem sonuçları ve sağlık ve RAM raporu tanıları sonucunda ilgili Eğitim Koordinatörü tarafından çocuğun seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun yıllık Bireysel Eğitim Planı hazırlanır. Eğitim Koordinatörü tarafından hazırlanan programı ilgili meslek uzmanı uygular. Uygulanan eğitim programı kamera sistemi ile veliye izlettirilir, 3 ayda bir düzenli olarak verilen zihinsel gelişim raporu ile öğrencinin gelişimi hakkında aile bilgilendirilir.

Bu tanılardan herhangi biri ile kurumumuza başvuran raporlu çocukların öncelikle meslek uzmanlarımızdan biri tarafından ilk gözlemi yapılır, ilk görüşmede aileden alınan bilgiler, gözlem sonuçları ve sağlık ve RAM raporu tanıları sonucunda ilgili Eğitim Koordinatörü tarafından çocuğun seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun yıllık Bireysel Eğitim Planı hazırlanır. Eğitim Koordinatörü tarafından hazırlanan programı ilgili meslek uzmanı uygular.

Merkezimizde işe yeni başlayan eğitimci personel en az 1 aylık gözlem süreci ve yoğun hizmet içi eğitim sürecinden sonra Eğitim Koordinatörü denetiminde bireysel ve grup eğitimine başlayabilmektedir.

Merkezimizde görev alan eğitimci personelin ÖZEL EĞİTİM-PSİKOLOJİ - ÇOCUK GELİŞİMİ - OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ - PSİKOLOJİK REHBERLİK VE DANIŞMANLIK - İŞİTME ENGELLİ ÖĞRETMENLİĞİ – FİZYOTERAPİ - DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ alanların birinde en az 4 yıllık Lisans veya Yüksek Lisans eğitimine sahip olması gerekmektedir.

Merkezimizde özel eğitim alan çocukların ailelerine Psikolog tarafından aile eğitimi ve danışmanlık hizmeti verilmektedir. Aynı zamanda düzenli olarak okula devam eden çocukların okul görüşmeleri yapılarak okuldaki durumları hakkında geribildirim alınmaktadır.

Özel eğitimin, okul, aile ve psikiyatr hekimden bağımsız yapılamayacağı temel düşüncesiyle hareket eden kurumumuzda bu 4 kurum arasında sürekli bir iletişim ve işbirliği vardır.

Kurumumuzdan özel eğitim alan bireylerin aileleri, doktorları, okullarındaki öğretmenleri ile sürekli görüşülerek geri bildirim alınır. Aile eğitimleri ile kurumda uygulanan programın evde genelleştirilmesi ve uygun yaklaşım yöntemleri konusunda aileler bilgilendirilir.
Merkezimizdeki kamera sistemi ile aileler çocuklarının eğitimini izleyebilmektedir.

Kurumumuz, Emekli Sandığı, Sigorta(SSK), Yeşil Kart, Bağ-kur ya da hiçbir sosyal güvencesi olmayan çocuklara (hastane raporu- RAM raporu olduğu takdirde) ücretsiz eğitim hizmeti vermektedir.

Yeşil kart sahibi ve/veya Fakirlik kağıdına sahip olan öğrencilere ücretsiz servis hizmeti verilmektedir.

Merkezimizde Eğitim Koordinatörlüğü sistemi uygulanmaktadır. Eğitim alan her çocuktan, eğitim programını uygulayan eğitmenin yanı sıra yaş, tanı ve özelliklerine göre belirlenen ilgili Eğitim Koordinatörü de sorumludur. Programdaki gelişmeler ve genel durum düzenli aralıklarla Koordinatör tarafından denetlenir ve geri bildirim alınır.


Zeka değişik kitaplarda ve değişik kaynaklarda değişik şekillerde tarif edilmektedir. Pratik olarak yeni bir durumla karşılaşıldığında yeni uygun yanıtlar gösterebilme yeteneği olarak tanımlanabilir. Zeka ile bilişsel fonksiyonlar arasında paralellik vardır. Zeka gelişimi bebeklik, çocukluk ,ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde önemli değişiklikler geçirerek devam eden önemli bir süreçtir. Çocuğun 5 yaşından sonraki zeka gelişim süreci erişkin dönemler için önemli bir gösterge iken 5 yaşından öncesi erişkin dönem için kriter sayılmaz. Zeka seviyesi için kullanılan terim IQ zeka bölümü olarak bilinen iki kelimenin (Intellicence Quontient) baş harfleridir. Ve zeka ölçümü için değişik testler kullanılmaktadır. Sonuçta çıkan değerler kişinin zeka seviyesini gösterir.

 

Zeka geriliği dendiğinde bilişsel yetilerin tümünü etkileyecek şekilde zeka gelişiminin geri ve yavaş olması ile karakterize bir tablodur. Bir kişiye zeka gerisi diyebilmek için IQ katsayısının 70 in altında olması ve günlük yaşamında işlevselliğinin bozulmuş olması gerekir. Hafif derecede zeka geriliklerinin toplumda görülme oranı %2-3 iken orta ve ağır derecedekilerin oranı % 0,3 tür. ( Binde 3 )

 

Zeka geriliği nedenleri arsında en sık olarak kromozomal anormallikler suçlanmaktadır(%40). Bunun yanında sebebi açıklanamayan zeka gerilikleri ve genetik nedenli zeka gerilikleri de vardır. Ayrıca doğum sırasındaki bazı travmalar ve doğumun uzun sürmesi gibi nedenlerde zeka geriliğinde neden olarak suçlanmaktadır. Zeka geriliğinin en önemli belirtisi kişini yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesidir. Ayrıca kas kontrolü yani motor gelişimi dili(lisanı) kullanma yeteneği bozuk,anlama ve kavrama yaşıtlarından geridir. Ayrıca bazı zeka gerisi kişiler ciddi akıl hastalıkları gibi belirtilerle karşımıza çıkabilir.

Zeka geriliklerinin tanınmasının önemi gerekli eğitimle bu kişilerin topluma ve ailesine kazandırılmalarının mümkün olmasıdır. Bu nedenle ciddi düzelmeleri tedavi ile sağlamak çoğunlukla mümkün olmasa da bu işlevselliği sağlamak ailenin ve toplumun yükünü ciddi manada azaltacaktır.

Birde zeka geriliği ile karışan özel öğrenme bozuklukları ile ayrım yapıldığında tedavi daha kolay olmaktadır. Özel öğrenme güçlüğünde zeka normal veya normale yakın olduğu halde zihni fonksiyonların bazılarındaki yetersizlik dolayısıyla öğrenmede zorluk ortaya çıkar. Bu durumlar başlıklar olarak belirtip,bu konuyu bitireceğim

 

1-     Gelişimsel matematik öğrenme bozukluğu

2-     Gelişimsel yazma zorluğu

3-     Gelişimsel okuma zorluğu

4-     Gelişimsel telaffuz zorluğu

 

 Bu durumlar zeka geriliği olmayıp tedavileri mümkündür.

En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.

İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoğunda embriyo gelişemez.

 

Down Sendromu embriyonun gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur. Çocuğunuzun fiziksel görünümü diğer çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir. Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuğunuzun da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.

 

Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi, Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi, diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar da farklı kişiliğe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.

 

Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan bir durum değildir. Down Sendromlu insanların, insanoğlunun oluşumundan beri var olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla Down Sendromunu yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.

 

Down Sendromu nasıl oluşur?

Down Sendromunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek için genetik konusunda biraz daha detaylı bilgiye gereksinim duyacağız. Sahip olduğumuz hücrelerin çekirdeklerinin genlerden oluştuğunu ve taşıdığımız fiziksel özelliklerle, kişiliğimizin ana unsurlarının bu genlerde kodlanmış olduğundan söz etmiştik. Genlerimiz birbirlerine kromozom denilen çubuklarla bağlıdır. Çoğumuzun her hücresinde, 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozomlar da çiftler halinde kümelenmişlerdir, yani hücrelerimiz 23 çift kromozoma sahiptirler.

Kromozom çiftlerimizin biri annemizin yumurtasından, diğeri babamızın sperminden gelmektedir. İnsan vücudundaki yumurta veya spermlerin hücrelerine "germ hücreler" denir ve bir tek bunlara ait hücreler 23 kromozomdan oluşmuştur.

 

Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesiyle 46 kromozomlu bir küme ortaya çıkmakta ve bunun oluşturduğu ilk hücre bölünüp ikinci bir hücre ortaya çıktığında yeni hücre ilkinin özelliklerini taşımaktadır. Dolayısıyla bebeğin genetik yapısı oluşacak ilk hücreye bağlıdır. Kromozomlar ikişerli gruplar halinde 23 çift olarak denge halindedirler.

Herhangi bir nedenle bu çiftlerin fazla kromozoma sahip olması dengeyi bozacaktır. Bu durum, yani üç kromozoma sahip olma Trizomiolarak tanımlanır. Down Sendromu durumunda üç kromozom oluşumu gen zincirinin 21. Kromozom halkasında oluştuğundan bu oluşum Trizomi 21 olarak da adlandırılır. Embriyo geliştikçe bu durum yeni oluşan hücrelere aktarılarak tüm hücrelerin fazladan bir kromozoma sahip olmasına neden olur.

Down Sendromlu insanların %95'i söz ettiğimiz Nondisjuction Trisomy 21 türüdür. Yani 21. Kromozom bölünürken, tepesi koparak gövdenin alt kısmı diğerine yapışarak 21. Kromozom çiftini oluşturmuştur. Translocation türünün %60'ı döllenme sırasında oluşur, kalan kısmı aileden kalıtım yoluyla gelmektedir. Dolayısıyla Translocation türü kalıtımsal yolla oluşabilen tek Down Sendromu türüdür ve sonraki hamileliklerde tekrar etme olasılığı yüksektir.

 

Diğer bir tür olan Mosaicism, Down Sendromlu insanların %1'inde görülür. Mosaicism'de döllenme sonrasındaki ilk hücre bölünmelerinden birinde yanlış bir bölünme oluşur. Böylece gelişen embriyonun bazı hücreleri 46 kromozoma sahipken, bir kısmı 47 kromozoma sahip olur. 47 kromozoma sahip hücrelerin oranı çocuktan çocuğa değişkenlik gösterir ve bu çocuklar Down Sendromu özelliklerinin sadece bir kısmına sahip olurlar.

 

Down Sendromlu çocukların fazladan bir 21. Kromozomu olmasına rağmen, diğer tüm kromozomları normaldir ve görevlerini gereği gibi yerine getirmektedirler. Dolayısıyla bazı özellikleri fazla kromozomun neden olduğu artı proteinlerden dolayı olumsuz yönde etkilense bile kişiliğinin ana hatları diğer 46 kromozomu tarafından belirlenir

Okul başarısızlığı yaşayan, sayısal ya da sözel derslerde destek almak isteyen öğrencilere branş öğretmenlerinden özel ders hizmeti verilmektedir.

Dikkat eksikliği- hiperaktivite bozukluğu, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve istekleri erteleyememe ile kendini gösteren psikiyatrik bir bozukluktur.

 

Bu bozukluğun 3 temel belirtisi vardır ;

1-     Dikkat eksikliği

2-     Aşırı hareketlilik

3-     Dürtüsellik

 

Bir kişide bu bozukluğun varlığından söz edebilmek için bu belirtilerin

>> 7 yaşından önce başlamış olması,

>> Süreklilik göstermesi, (en az 6 aydır)

>> Birden fazla ortamda görülüyor olması ve

>> Kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir.

 

1-   Dikkat eksikliği : 

Dikkat eksikliği, dikkat süresi ve yoğunluğunun kişinin yaşına ve gelişim düzeyine göre az olmasıdır. Konsantrasyon problemi, unutkanlık, dağınıklık, eşyaları kaybetme, dikkatsizce hatalar yapma gibi belirtilerle kendini gösterir.Bu bireyler bir şeye olan ilgilerini hızlı bir şekilde kaybeder, çabuk sıkılırlar ve daha ilgi çekici bir şeyin arayışı içine girerler.Bu bireylerin; kalabalık, gürültülü ve uyaranın fazla olduğu ortamlarda, dikkatlerini bir noktaya odaklamaları daha zor olur.

 

2-   Aşırı hareketlilik :

 Bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayacak biçimde hareketli olmasıdır. Çok konuşma, otururken bile elin ayağın kıpır kıpır olması, çoğu zaman hareket halinde olma gibi belirtilerle kendini gösterir. Uykuda bile hareketlilik görülür.

 

3-   Dürtüsellik : 

Genel olarak bireyin davranışlarını kontrol edebilmesinde sorun vardır. Düşündüğünü hemen yapma, acelecilik, istediklerini erteleyememe, söz kesme, sırasını beklemekte güçlük çekme gibi belirtilerle kendini gösterir. Dürtüselliğin temel nedeni, kişinin bir şey yapmadan önce düşünmesi gereken süre boyunca durmalarını sağlayan sistemin iyi çalışmamasıdır. Bu nedenle akıllarına gelen şeyi hemen yaparlar, ancak yaptıktan sonra uygun olup olmadığını görebilirler.


                                       İstanbul Işık Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi © 2011 Tüm Hakları Saklıdır.                              
Web Design : New Dizayn